Güvenlik Kültürü
Hepimiz yaşamımız sırasında bir sürü olay ile karşılaşıyoruz. İşler yapıyoruz. İş yerinde, evimizde, caddelerde, aracımızla seyahat ederken. Yaşamımızda güvenlik farkındalığımız, güvenlik kültürümüz ne seviyede acaba?
Hepimiz yaşamımız sırasında bir sürü olay ile karşılaşıyoruz. İşler yapıyoruz. İş yerinde, evimizde, caddelerde, aracımızla seyahat ederken. Yaşamımızda güvenlik farkındalığımız, güvenlik kültürümüz ne seviyede acaba?
Bugün gündemimizde yer alan “küresel bir afet” olarak da tanımlayabileceğimiz iklim değişikliğinde asıl konu ise bu değişimin insan etkisiyle çok hızlı gerçekleşiyor.
Dönüm noktaları, dolaylama, müphemlik ve beklenmedik durumlar gibi belirsizlik durumlarındaki değişimlere bağlı olarak ortaya çıkan ve kimliklerde strateji veya oyun değişiklikleri yapmaya imkân sağlayan durumlardır.
Covid-19 döneminde gıda güvenliği ve gıda güvencesi çok daha önemli hale gelmiş durumdadır. Bulaşmanın engellenmesi çok önemlidir. Çünkü toplum her dönem olduğu gibi bu dönemde de güvenliği gıdaya muhtaçtır.
Fotoğrafın büyülü dünyası çocukluğumdan beri beni her zaman heyecanlandırmıştır. Hayattan bir kesiti dondurmak, zamanı durdurmak ve onu bir kağıda aktarmak bana göre 18. Yüzyılın en büyük buluşudur.
belirsizlik çalışmaları bağlamında, içinde yaşadığımız günleri ilişkisel sosyolojik olarak analiz etmeye devam ediyorum. Bu kez kullanacağımız ilk kavram, “eşiksellik” de denilen “arafta” kalma olacak. Psikologlar bu sürece “ambivalence” demekteler.
Bugün yazdıklarımın, Başkent Üniversitesi Sosyoloji Bölümü son sınıf öğrencilerine ve bazı dostlarıma “günce” tutalım sonra bunların sosyolojik analizini yaparız şeklindeki önerim ile de yakından ilişkisi var.
Merhaba sevgili okurlar. Bu köşede afet ve doğa kavramları üzerindeki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bilimsel terim ve tanımlarla sizleri fazla bunaltmayı düşünmüyorum. Her zaman insan … Read more
İlişkisel sosyolojik analize devam edecek olursak, özcülüğün ve ikiliklerin reddi kadar önemli diğer bir özellik de mevcut kavramları yetersiz bularak yeni kavramlar geliştirmektir. Örneğin P. Bourdieu’nun habitus, N. Elias’ın figürasyon, H. White’ın “kimlik” kavramları gibi.