Op. Dr. Fahri YILMAZ

Fotoğrafın büyülü dünyası çocukluğumdan beri beni her zaman heyecanlandırmıştır. Hayattan bir kesiti dondurmak, zamanı durdurmak ve onu bir kağıda aktarmak bana göre 18. Yüzyılın en büyük buluşudur. Gelişen teknoloji ile birlikte bu büyülü dünya giderek hayatımızda daha çok yer edinmeyi bilmiştir. Tabii kendi disiplinleriyle birlikte. Karanlık odalar, negatifler, 36 lık 24 lük filmler, ışıklar, flaşlar….

Dijital makinalar keşfedildiğinde işler kolaylaşmıştı. Zamanla yetenekleri ve sensör kaliteleri de artınca eski analog makinaların müze raflarındaki yeri kesinleşmeye başlamıştı. Film yerine hafıza kartına geçmek, beğenmediğimi silmek bana inanılmaz keyifli gelmişti. Oğlumun fotoğraflarını çekmeye başladığımda fotoğraflar hakkında çevremden aldığım güzel yorumlar kendimi yetenekli hissetmeme neden olmuştu. Tabii yetenekli olmak eğitim almadan bir anlam ifade etmiyordu. Temel fotoğraf teknikleri kursu ve sonrasındaki yarışmada aldığım ödül ise beni havaya sokmaya yetmişti.

Fotoğraf 1

Fotoğraf ya da hobiler konusunda arkadaşlarıma ve yapamayacağını düşünenlere söylediğim şudur. Bir konuda eğitim almadan neler yapabileceğinizi bilemezsiniz. Mozart, sanatçı babasından sıkı bir eğitim almasaydı 4 yaşında ilk bestesini yapabilir miydi? Ya da 35 yıllık ömrüne 600 den fazla eser sığdırabilir miydi?  Gazi Yaşargil hekim olmasaydı da iyi bir mühendis olabilirdi. Ama tıp eğitimi onun yeteneklerini ortaya çıkararak dünyanın en önemli beyin cerrahlarından biri olmasını sağlamadı mı?

Lafı uzatmadan tekrar fotoğraf konusuna dönersek bana göre en kolay yapılabilen ve en keyif veren hobilerden biri. Yalnız yapılabilmesi, her an, her ortamda ve her mevsimde yapılabilmesi büyük nimet. Afetlerin de vazgeçilmez unsurlarından biri. Yaşadığımız Covid-19 pandemisinde meslektaşlarımın çabası, boş sokaklar, sokak hayvanları, korkulu ve endişeli yüzler, hepsi ayrı birer portfolyo konusu.

Fotoğraf sanatının keyifli tarafını bir kenara bırakacak olursak, iyi bir fotoğraf kadrajı yakalamak için başta sözünü ettiğimiz eğitimin dışında, sabır, zaman, öngörü, yaşanmışlıklar, bazen riskler, bazen şans gerekiyor. Bunların farklı kombinasyonları ile mükemmel bir kadraj ortaya çıkabiliyor.

2009 yılının 25 Nisan sabahının ilk ışıklarında Karamürsel Marinada kadrajıma giren Pusula deniz anası gibi. (1). Atlas Okyanusunda yaşayan bu canlı, o ay körfeze gelen gemilerin balast suları ile tesadüfen gelmiş. Marmara Denizinde uzun süre yaşayamadılar. Bir daha da gören olmadı. O an orada olmak ve onu görmek benim için büyük şanstı.

Fotoğraf 2

Bazen de sıradan sandığınız bir günde fotoğraf sizi bulur. 2013 Aralık sabahı işe giderken gördüğüm manzara, National Geographic Türkiye büyük ödülünü rahmetli Ara Güler’den almamı sağlamıştı. (2). Bu ödül beni en çok mutlu eden ödüllerden biriydi. ‘İnsanı seveceksin ki fotoğrafını çekesin’ diyen Ara Güler’in en büyük hayranlarından biriydim. Sonrasında fotoğrafa daha fazla zaman ayırmamı ve daha çok şey öğrenmemi sağlamıştı. Kısa sürede çok sayıda ulusal ve uluslararası ödül kazanarak Afiap ünvanı aldım.

Liseyi ve fakülteyi yatılı okumak, asker olmak, tıp okumak, cerrah olmak insana çok şey katıyor. Yaşıtlarınıza göre daha tecrübeli ve kontrollü olabiliyorsunuz. Fotoğrafın insana kazandırdığı sabır, bakış açısı, ekipman disiplini, doğru pozisyon alma, sezgi, sanat odaklı dostluklar, prestij…..Bunların en azından bir kısmına sahip olmak, daha sonra yapılacak işlerde az hata, doğru teşhis ve başarı sağlayabiliyor. Kibire dönüşmeyen başarı ise insanı daha iyi konumlara taşır. Her zaman bir üstadın dediği gibi “iyi fotoğraf çeken biri olarak değil, fotoğraf çeken iyi biri” olarak anılmak lazım.

Afet yönetiminde de bu donanımları sağlayacak süreçlerin gerekliliğine inanıyorum. Aksi takdirde kar temizlemeye odaklandığınızda çığ düşmesi, sükuneti sağlamaya çalıştığınızda izdihamla karşılaşabilirsiniz. Kriz anlarında doğru bakış açısı ve doğru insanların bir arada iş birliği içinde olması çok kısa sürede düzlüğe çıkılması anlamına gelir. Afetsiz, pandemisiz bir hayat, sevdiklerinizle ve hobilerinizle mutlu bir ömür diliyorum.

  • Op. Dr. Fahri YILMAZ

  •  
Afet’in Kadrajı