Geçtiğimiz yazımda doğa sporlarının afetler ile ilişkisine değinmiştim. Doğa sporları ile ilgilenen bireylerin afetlere karşı daha duyarlı ve dirençli olduğunu güvenlik algısının daha gelişmiş olduğunu belirtmiştim.

   Bu yazımda ise belki duymadığımız ya da düşündüğümüzün dışında bir güvenlik kültüründen bahsetmek ve çeşitli sorular sorarak okurlarımızla bu sorular ile bir farkındalık oluşturmak istiyorum. Hepimiz yaşamımız sırasında bir sürü olay ile karşılaşıyoruz. İşler yapıyoruz. İş yerinde, evimizde, caddelerde, aracımızla seyahat ederken. Yaşamımızda güvenlik farkındalığımız, güvenlik kültürümüz ne seviyede acaba?

   Evimizde kullandığımız cihazların kullanım kılavuzlarını okuyup güvenlik uyarılarını dikkate alıyor muyuz? Oysa alırken en özelliklisini, en yakışanını almaya çalışırız. Eve gelen montaj teknisyeni bunun montajına dair iyi bir eğitim almış olsa bile “abi bu cihaz için 4 vida koymuşlar ancak üç vida tutar” deyip montajını yapmıyor mu?

   Ev alırken mutfağına, kullanılan malzemesine vs. bakıyoruz da elektrik tesisatında standartlara uygun malzeme kullanılmış mı? Bu tesisat projeye uygun yapılmış mı? Diye inceleyen var mı?

   Çalıştığı iş yerinde acil çıkışları kontrol edenimiz var mı?

   Aracımızın lastik ömürlerinin değişim zamanına dikkat edenimiz var mı? Ya da sanayide “abi bu balatalar 1000 km. daha yapar “diyen ustayı mı dinliyoruz?

   Yaptığımız binalar, yapılar neden kısa zamanda dökülmeye, arıza vermeye başlıyor? Bunların denetlenmesinde yerel ve merkezi yönetimler üzerlerine düşen görevleri yapıyorlar mı? Oysa yüzyıllar öncesinde yaptığımız yapılar sapa sağlam hala ayakta.

   İmrenerek baktığımız yüksek binaların dış cephe kaplamalarının nadirende olsa düşebileceğini düşünüyor muyuz? Bu yapıları tasarlayan mimar, mühendis, yapım firması ya da denetleyenlerin bir yerlerde yanlış yapması mümkün olabilir mi?

   İş, trafik ve ev kazalarında neden ön sıralardayız?

   Oysa kültürümüzde “Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz” diye bir atasözümüz var.

   Bu soruları artırıp yaşamımızın her alanında uygulayabiliriz. Siz okurlarımızdan hayatının her alanında buna benzer soruları kendisine sorarak bir öz eleştiri yapmasını, çevresini bu farkındalık ile gözlemlemesini ve değerlendirmesini isteyeceğim. Eğer böyle davranırsak, çevremizdeki güvenlik kültürünün yayılarak topluma kazandırılabileceğini düşünüyorum. Aşınmış lastik ile yolcu taşımacılığı yapan bir firma ile yolculuk yapmak istemediğinizi ve biletinizi iptal ettirdiğinizi ve bunu firmaya yazılı olarak bildirdiğinizi düşünün. Eğer bu şekilde birkaç yolcu yaparsa, bu firma güvenlik politikasını değiştirmek zorunda kalacaktır. Çünkü şimdiye kadar “bir şey olmaz” mantığının bir işe yaramadığını gördük.

Herkese güvenli yaşamlar diliyorum.

  • Jeoloji Mühendisi Hasan Hüseyin Boğaz
  • Dağcılık Antrenörü (Kademe 3)
  • İş Güvenliği Uzmanı  (Sınıf A)
  • İple erişim teknisyenliği (Sprat Level 2)
  • 2 Mayıs 2020
Güvenlik Kültürü