İklim değişikliği, nedeni ne olursa olsun iklimin ortalama durumunda veya değişkenliğinde onlarca yıl ya da daha uzun süre boyunca gerçekleşen değişikliklerdir.

Ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS)’nde iklim değişikliği, “karşılaştırılabilir bir zaman döneminde gözlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan ya da dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan etkinlikleri sonucunda iklimde oluşan bir değişiklik” biçiminde tanımlanmıştır.

Dünyamızın 4,5 milyar yıllık varoluş periyodunda iklim sisteminde, milyonlarca yıldan on yıllara kadar tüm zaman ölçeklerinde doğal etmenler ve süreçlerle birçok değişikliklerin olduğunu görüyoruz. Jeolojik devirlerdeki iklim değişiklikleri, özellikle buzul hareketleri ve deniz seviyesindeki değişimler yoluyla yalnızca dünya coğrafyasını değiştirmekle kalmamış, ekolojik sistemlerde de kalıcı değişiklikler meydana getirmiştir.

Fakat bugün gündemimizde yer alan “küresel bir afet” olarak da tanımlayabileceğimiz iklim değişikliğinde asıl konu ise bu değişimin insan etkisiyle çok hızlı gerçekleşiyor olması. Şu şekilde bir hesaplama yapılırsa: Dünya 4,6 milyar yaşında, biz bunu 46 yıl olarak düşünelim ve insanoğlu bu dünyada 4 saattir var ve sanayi devriminin başlaması ise 1 dakika önce oldu. Yani 46 yıllık bir yaşama, 4 saat önce katılan insanoğlunun 1 dakikada neler yapabileceği vurgusudur asıl mesele.

19.yüzyılın ortalarından beri iklimdeki bu doğal değişe bilirliğe ek olarak sanayinin gelişmesiyle birlikte ilk kez insan faaliyetlerinin de iklimi etkilediği yeni bir döneme girilmiştir. Fosil yakıtların yakılması, arazi kullanımı değişiklikleri, ormansızlaştırma ve sanayi süreçleri gibi insan etkinlikleriyle atmosfere salınan sera gazı birikimlerindeki hızlı artışın doğal sera etkisini kuvvetlendirmesi sonucunda yerkürenin ortalama yüzey sıcaklıklarında artış meydana gelmiştir. Sıcaklıklardaki artış ise dünyadaki tüm iklim sistemini etkilemiştir.

Sanayi devrimiyle birlikte, özellikle fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma ve betonlaşan şehirler gibi çeşitli insan faaliyetleri ile salınan sera gazlarının atmosferdeki birikimlerindeki hızlı artışı ve şehirleşmenin de katkısıyla doğal sera etkisinin kuvvetlenmesi sonucunda, küresel ısınma meydana gelmektedir. Küresel ısınmaya sebep olan sera gazlarından karbondioksit (CO2) konsantrasyonu sanayi devrimi öncesinde 280 ppm iken ilk kez 2016 yılında 400 ppm’in üstüne çıkmıştır ve yükselmeye devam etmektedir.  Mart 2020 tarihi itibari ile bu rakam 413 ppm’dir (NASA,2019). Günümüzde kısa bir sürede meydana gelen 100 ppm’den fazla olan bu artış, buzul çağlarında binlerce yılda ortaya çıkmıştır.

Günümüzde, pek çok kurum kuruluş tarafından iklim değişikliği ve etkileri ile ilgili küresel ve bölgesel çalışmalar yapılmaktadır. Bu kuruluşlardan en önemlilerinden bir tanesi ise Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’dir.  Bu yapı, Birleşmiş Milletlere bağlı olarak faaliyet gösteren iki uzman kuruluş- Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)- tarafından 1988 yılında kurulmuştur. İklim değişikliği konusunda mevcut bilimsel, teknik ve sosyoekonomik çalışmaların değerlendirerek bilimsel çıktılar ışığında iklim değişikliğiyle mücadele ve iklim değişikliğine uyum konularında karar vericilere yol göstermek amacıyla kurulmuştur. Türkiye’nin de içinde olduğu “IPCC üyesi ülkeler” tarafından çalışmalarını sürdüren IPCC, her 5 ila 7 yılda bir, dünyanın iklim sisteminin bugün geldiği durum ile ilgili derlenen Değerlendirme Raporları basın ve karar vericilerle paylaşmaktadır.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin son raporuna göre küresel ortalama sıcaklık 19. yüzyıldan beri yaklaşık 0,9°C artmıştır ve tüm sera gazı salımları şu anda durdurulsa bile mevcut olan sera gazları nedeniyle bu artış devam edecektir.

137 yıldır aralıksız olarak kayıt tutan ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Yönetimi (NOAA)’nin 2017 Ocak ayında yayımladığı verilerine göre, 2016 yılı en sıcak yıl olma rekorunu kırmıştır. NOAA verilerine göre, 2016 yılında küresel ortalama sıcaklık, 20. yüzyıl ortalamasına göre 0,94°C; bir önceki yıla göre ise 0,04°C daha yüksektir. Bu veriye paralel olarak yine NASA tarafından, 136 yıllık kayıtlara göre en sıcak 17 yılın 16’sının 2001 yılından beri gerçekleştiği açıklanmıştır (NASA, 2017).

Deniz seviyesinde yükselmeler ve Kuzey Kutup Denizindeki buzla kaplı alan miktarında da ciddi azalışlar ve yağış rejimlerinde bölgesel ve zamansal farklılıklar görülmektedir. Bu değişikliklerde son 50 yılda hızlanmalar tespit edilmektedir. 1961’den beri deniz seviyesindeki yükselme yılda ortalama 1,8 mm iken; 1993 ten beri yıllık ortalama 3.1mm olarak kaydedilmiştir. Kuzey Kutup Denizinde kar ve buz kalınlıkları ve alanları ise her 10 yılda %2,7 azalmaktadır. Ayrıca, son 50 yılda karasal alanlarda soğuk gün ve don sayıları azalırken, sıcak gün ve gecelerin sayısı artmıştır. Sıcak hava dalgalarında ve şiddetli yağış ve su baskın sayıları artmıştır. İklim değişikliğinin çok yönlü etkileri tespit edilmiş olup; bu etkilerin şiddetlenerek önümüzdeki dönemlerde de görüleceği beklenmektedir.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin son raporuna tüm sera gazı salımları şu anda durdurulsa bile mevcut olan sera gazları nedeniyle bu artış devam edecektir.

Ülkemizin iklim değişikliğinin etkilerinin yoğun hissedileceği Doğu Akdeniz Havzasında yer alması nedeniyle, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri yönünden, ülkemiz yüksek risk grubu ülkeler arasında kabul edilmektedir. Türkiye’nin ikliminde de küresel değişikliklere benzer değişiklikler gözlenmektedir ve 21. yüzyılda da Güney Avrupa’da ve ülkemizde daha sık, şiddetli ve uzun süreli kuraklıklar, sıcak hava dalgaları, su kaynaklarında bozulma ve orman yangınlarının görülmesi beklenmektedir. Ayrıca, kısa süreli fakat şiddetli sağanak yağış görülen günlerin sayısındaki artış ile beraber, ani oluşan taşkınlarda da önemli artışların olması öngörülmektedir.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de iklim değişikliğinin etkilerini görmekteyiz. Özet bir bilgi vermek gerekirse; Türkiye için yapılan iklim değişikliği projeksiyonları sonuçlarına göre ülkemizde 2100 yılına kadar sıcaklık artışları beklenmektedir. Bu artışların, özellikle ülkemizin doğu ve güneydoğusunda 4-7°C’ye ulaşması ve yüksekliğin hâkim olduğu topoğrafyalarda yaz aylarında beklenen sıcaklık artışlarının daha yüksek olması beklenmektedir.  2100’lere doğru, Türkiye genelinde özellikle 2041 yılı sonrasında yağışta azalmalar öngörülmekte olup, ülkemizin kuzeyinde yer alan özellikle Doğu Karadeniz ve Çoruh Havzalarındaki iklim rejiminin daha yağışlı olacağı öngörülmektedir (SYGM, 2016). Ülkemiz ve iklim değişikliği konusunu daha detaylı bir şekilde başka bir yazıda paylaşmak isterim.

Tüm bu bilimsel gerçekler, ülkeleri karşılaşacağımız sorunlara karşın hazırlıklı olunması hususunda uyarmaktadır. Bir diğer deyişle, iklim değişikliğinin etkileri ile mücadelede, değişime neden olan sera gazlarının azaltımı kadar, mevcut ve olası etkilere uyum için hazırlıklar da büyük önem taşımaktadır.

KAYNAKLAR

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Tanımlar Bölümü, 1994.

IPCC, 2013, IPCC Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli 5. Değerlendirme Raporu- 1. Çalışma Grubu: İklim Değişikliğinin Fiziksel Bilim Temeli (Climate Change 2013: The Physical Science Basis), 2013.

NASA, 2017, NASA Global Climate Change, Aralık 22, 2017 tarihinde https://climate.nasa.gov/ adresinden alındı.

NASA, 2019, NASA Global Climate Change, Nisan  28, 2020  tarihinde https://climate.nasa.gov/vital-signs/carbon-dioxide/ adresinden alındı.

NOAA/ESRL, 2014, National Oceanic and Atmospheric Administration/ Earth System Research Laboratory, (2014), Mayıs 2014 tarihinde http://www.esrl.noaa.gov/gmd/ccgg/trends/global.html adresinden alınmıştır.

SYGM, 2016, İklim Değişikliğinin Su Kaynaklarına Etkisi Projesi Raporları, T.C. Mülga Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Ankara.

SYGM, 2019,  İklim Değişikliği ve Uyum Kitabı, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Taşkın ve Kuraklık Yönetimi Daire Başkanlığı, Ankara.

 

İklim Değişikliği